Archive for the ‘ Genel Futbol ’ Category

Culio ve Yüksek Galatasaray Ahlakı! (Kıliyo Efendi)

Yıllardır kanıksadığımız , içselleştirdiğimiz bir durum Galatasaray’ın bu gayriahlaki transfer girişimleri. Adnan Polat döneminde de hatırlayacaksınız; Sivasspor maçlarından önce Mehmet Yıldız Galatasaray’a gelir, Kayserispor maçlarından önce ise bazen Mehmet Topuz bazen Gökhan Ünal bazen ikisi birlikte Galatasaray’a gelirdi. Sırf bu haberleri engellemek için Kayseri yönetiminin Bilboardlara “Gökhan ve Mehmet’i Satmıyoruz!” şeklinde verdiği reklam hala hafızalarımızda. Google’dan yapacağanız basit bir aramayla bu isimlerle çıkan transfer haberlerinin Galatasaray’ın fikstürü ile bire bir örtüştüğü görülebilir.

Gelelim Culio meselesine, sene başında Ağustos aylarında Orduspor’a satın alma opsiyonuyla birlikte kiralanan Culio yeni takımına uyum sağlamış ilk haftalardan itibaren sergilediği performansla göz doldurmuştu. Transfer olduktan iki ay sonra Ordu’nun yerel gazetelerine verdiği röportajda şöyle diyordu kendisi:

“Ben Orduspor’a ait olduğumu hissediyorum. Zaten kontratımda bir madde var; Orduspor bu sezon sonunda Süper lig’de kaldığı taktirde ben otomatik olarak Orduspor’un oyuncusu olmaya devam edeceğim. Anlaşmanın böyle olması beni rahatlatıyor. Burada mutluyum ve Galatasaray’a dönmeyi düşünmüyorum.”

Ne olduda böyle düşünen bir adam takımı ligde kalmışken , hatta takımının ikinci play-off şansı devam ederken ve bu play-off’a katılmak için oynayacakları hayati öneme sahip Gençlerbirliği maçı öncesi “Kesin olarak Galatasaray’a dönmek istiyorum.Bana kalsa Galatasaray’a karşı oynamak istemezdim ama Orduspor için forma giyiyorum, oynamak zorundayım.” dedi? Hatta son haftalarda “Beni gönderin, ben bu kadar para etmem” diye bağıran performansı neye bağlanabilir? Ordu’dan gelen bilgiler Culio’nun Bursa’da oynanan Bursaspor maçı sonrası İstanbul’a gelip Fatih Terim ile bir sonraki sezon için görüştüğü ve fikrinin bu görüşmeden sonra değiştiği yönünde. Bazı aklıevveller Fatih Terim sene başında gönderdiği adamı neden geri getirmek için böyle bir görüşme yaptı diyebilir, onlara da Fatih Terim’in şu sözünü hatırlatalım:

“Arda’nın gideceğini bilseydim, Culio’yu bırakmazdım!”

Artık kör göze parmak sokarcasına gerçekleşen bu transfer hamleleri iyice midemizi bulandırdı. İBB maçından önce çıkan Doka haberleri ve Doka’nın o maçtaki kötü performansı, Manisa maçından bir iki gün önce yapılan Yiğit Gökoğlan görüşmeleri , Kayserispor maçı öncesi yaratılan Amrabat manipülasyonlarıyla Amrabat’ın kadro dışı kalması , yine Necati’nin aynı şekilde Antalya maçı öncesi transfer edilip Galatasaray maçında oynamaması ve de son olarak Culio. Bunlar basit birer tesadüf silsilesinden ibaret değiller. Bizim asla erişemeyeceğimiz Galatasaray’ın o yüksek spor ahlakı bunu gelenek haline getirmiş,  taraftarları da bunu normal karşılıyorsa, severler öyle yüksek ahlakı.

***

Culio’nun konusunun üstüne bir de Stancu’nun sakatlığı eklendi. Ajanslarda geçen haberde şu muğlak  ifade yer alıyor :

“Orduspor’un Rumen futbolcusu Bogdan Stancu’nun, sakatlığı nedeniyle birkaç hafta sahalardan uzak kalacağı bildirildi.Kulüp sportif direktörü Arhan Akün, Stancu’nun Gençlerbirliği maçı öncesi yapılan son antrenmanda sakatlandığını anımsattı.”

Emenike olayında ortalığı ayağa kaldıran güruhun bu iki gelişmeye sessiz kalacağı malum. Ancak bize göre Galatasaray “Transfer Şikesi” yapmıştır ve suçsuzluğunu ispat edene kadar suçludur.

Ya biz 8 yıl Avrupa’ya gidemezsek, kim verecek bunun hesabını?:(

Yunus Yıldırım’ın Kafası Trabzonspor Maçı Öncesi Neden Çok Karışık?

Ligin bu haftasına kadar her türlü saçmalığı yapan TFF ve MHK bu hafta yaptıkları hakem atamalarıyla , yine harika bir işe imza attılar. Fenerbahçe’nin geçtiğimiz yıllarda bir kupa finalinde feci halde canını yakan, geçen sene Kadıköy’de kaybedilen Bursaspor ve son hafta 1-1 sonuçlanan Trabzonspor maçını yöneten Bülent Yıldırım bu sene de Tekvando hareketlerine , kaburga kıranlara hoşgörülü yaklaşımlarıyla yine Kadıköy’deki Fenerbahçe-Galatasaray maçını yönetmişti. Çok kritik bir hafta olan 32.haftada , deplasmanda Karabükspor ile oynayacak Fenerbahçe’nin maçını Bülent Yıldırım yönetecek. Bakalım halı sahadan bozma ama 250 TL lik Karabük Stadı’nın atmosferi ve zemini mi zorlayacak Fenerbahçe’yi , yoksa Haluk Ulusoy’un Türk Futbolundaki son fosillerinden Bülent Yıldırım mı?

Yunus Yıldırım ismini ise tartışmaya gerek yok , bundan bir kaç ay önce Trabzonsporlu taraftarlarca başı yarılan Yıldırım’ın nasıl bir “kafa” yapısıyla maça çıkacağı merak söz konusu.Her iki takım adına da yapacağı bir hata ne gibi tartışmalara yol açacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu taş atma olayını “1 Maç Saha Kapatma” cezası ile geçiştiren TFF , şimdi de bu hakemin böyle bir maça atanmasına ses çıkarmayarak hem hakemlerin geleceğini, hem Yunus Yıldırım’ın şahsını, hem de şampiyonluk yarışındaki kulüpleri tehlikeye atıyor.

Sizin de başınız taş ile yarılsa bir baş dönmesi, bir mide bulantısı , bir kafa karışıklığı yaşamaz mısınız ?

Her Sene Bir Bakan Konuşmak Zorunda Mı?

Ne zaman Fenerbahçe ligde şampiyonluğa gitse hep birileri çıkıp nadide yorumlarını esirgemedi Türk Futbolundan. Eskiden bu isimler Mesut Yılmaz ve Mehmet Ağar’ken şimdi Faruk Çelik , Faruk Özak ve Mehmet Ali Şahin oldu… Karabük Milletvekili Sayın Şahin’in Karabük maçı öncesinde yaptığı açıklamaları fazla yorum yapmadan aynen yayımlıyorum…

BMM Başkanı ve Karabük AKP Milletvekili adayı olan Mehmet Ali Şahin, seçim gezilerini sürdürürken, son haftalarda gergin bir ortam haline gelen şampiyonluk yarışına değindi.

Şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe‘nin hafta sonu Karabükspor deplasmanında oynayacağı maç öncesi açıklamalarda bulunan Mehmet Ali Şahin, “Trabzonspor’un ipi en önde göğüslemesini arzu ediyorum” dedi.

Karabükspor‘un Onursal Başkanı olan Mehmet Ali Şahin, “Ben Karabükspor‘un futbolun gerekleri neyi icap ettiriyorsa onu sahada ortaya koyacaklardır. Kimin olacağını kimin olmayacağını karar vermek üzere saha çıkmayacaklarına, futbollarını oynayacaklarına ve bu yılın en flaş takımlarından olan Karabükspor‘un bu önemli maçlarda hem Fenerbahçe hem de Trabzon maçından gerçekten centilmence oyun sergileyerek, futbolun oyunun en güzel yönlerini göstereceklerine inanıyorum.

Daha öncede açıklamıştım yeniden açıklamada da mahsur görmüyorum, bu sene Trabzonspor‘un ipi en önde göğüslemesini arzu ediyorum. Ama bu bir yarıştır, şimdiden belli değildir. Çünkü çok çekişmeli bir lig maratonunu izliyoruz. İkisi aynı puanda gidiyor sadece averajla biri önde biri arkada. Karabükspor herhalde oynayacağı oyun ile şampiyonu belli edecek diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Spor Toto Süper Lig 2011-2012 Sezonu Planlaması Belli Oldu

Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, Spor Toto Süper Lig’de 2011-2012 sezon planlamasını kararlaştırdı.

Plana göre, Spor Toto Süper Lig’in 54. sezonu 7 Ağustos 2011 tarihinde başlayacak. Ligin ilk devresi, 18 Aralık 2011’de oynanacak 17. hafta karşılaşmaları ile bitecek. 2. devresi 22 Ocak’ta başlayacak Spor Toto Süper Lig’de 2011-2012 sezonu, 13 Mayıs 2012’de oynanacak maçlarla sona erecek.

Bir Trabzonsporlu Anatomisi: Dinime Küfreden…

Çocukluğumuzdan bu yana bizleri güldüren fıkraların menbaı olan bölgenin takımıyla yarışmak varmış şampiyonluk için kaderimizde. Bugüne kadar ironinin “güldürme” kısmını bizlere yaşatan bölge halkından peydah olan Trabzonspor taraftarı şampiyonluk yarışına girdiğimiz günden beri ironinin “kendine güldürme” kısmını ön plana çıkarmaya başlamıştır. Bu da bir sanattır tabii ki diyecek sözümüz yok,  fakat büyük takım olmanın yolu kendine güldürmekten değil kendine saygı gösterilmesinden geçer.

Şampiyonluk yolu kadro kalitesi ister, kadroda tecrübe ister, yöneticilerde akıl izan ister, teknik kadroda beceri ve yönetebilme kabiliyeti ister; taraftarda ise zeka ister hadi o yok diyelim en azından bir zeka pırıltısı ister. Bunlardan biri eksik kaldığı takdirde şampiyonluğa giden yolda yaya değil çolak kalırsınız. Trabzonspor’un 9 puan farktan ikinciliğe gerilemesi işte bu her zorlu virajda çolak kalmalarındandır.

Trabzonspor taraftarlarının açtığı “ Günahların Takımı Fenerbahçe” pankartında sözü geçen günah şüphesiz Trabzon ile yarıştığımız sezonlarda aldığımız şampiyonluklar ve en acısı olan 95-96 sezonudur. O sezon kazandığımız şampiyonlukla sadece bir kupa kazanmadık, aynı zamanda bir camianın 16 yıl daha şampiyonluk hasreti çekmesine sebep oldu. 1984 yılı yazında doğan çocukların 2011 yılına kadar şampiyonluk görmemelerine sebep olan günahkar kim? Tabii ki Fenerbahçe…

Evet her şampiyonluk yarışımıza bu gözle bakan Trabzonsporluların ruh hallerini anlamak çokta zor değil. Korku , evham ve belki bir 10 yıl daha şampiyonluk yarışı dahi göremeyecek olmalarının verdiği kompleks. Hazır buraya kadar getirmişken yarışı , buradan sonra kazanmak için her şey mübah olsun anlayışı. E ama bu da günah değil mi?

Bu sezon da şampiyon olamazsanız takribi olarak 2025-2026 sezonuna kadar şampiyonluk yarışının içinde dahi olamayabilirsiniz ama yine de bir kupa için zeka seviyesini bu kadar düşürmeye ne gerek vardı? Biz de istemez miyiz şöyle akıllı , güçlü , saygın bir camia ile şampiyonluk yarışına girişmek ?

Pankartın asılı olduğu kalede Burak Yılmaz’ın kendini yere atması sonucu hakemin bu pozisyonu Antepli futbolcuya kırmızı kart ve penaltı şeklinde değerlendirmesi, ikinci yarı aynı pozisyonda Gaziantepli futbolcunun yerde kalmasını sarı kart ve frikikle es geçmesi tesadüf müdür ? Yoksa hakem günaha girmemek için mi sizin dediğinizi yapmıştır. Öyle tahmin ediyoruz ki başkanınızın “Fener’in yanında medya bizim yanımızda Allah” var sözünden yola çıkarak  böyle bir pankart açma hakkını kendinizde gördünüz. Fakat dediğiniz gibi bir futbol günahı varsa,  maç boyunca asılı kalan o veciz sözünüzün önünde iki takımın kaderiyle oynayan hakem çoktan çarpılmış olmalıydı.. Bizim bildiğimiz ve anladığımız günah Trabzon’daki otel odalarının duvarlarında asılıdır.

Yaptığınız bütün bu saçmalıkların ve karşımızda bu denli küçülmenizin sebebi 96 yılında Aykut Kocaman’ın Avni Aker Stadyumu’na bıraktığı hatıradan kaynaklanmaktadır. Biz sizi isterseniz her yerinden IQ fışkıran başkanınızın üslubuyla teselli edelim : “O şampiyonluk olmasaydı da aramızdaki şampiyonluk farkı 17-7 olacaktı.”

Mourinho ve Guardiola Bir Zamanlar…

Galatasaray-Fenerbahçe Rekabetine İstatistiklerle Farklı Bir Bakış…

Şampiyonluk yarışında son düzlüklere girildiği bu dönemde, bazı takımlar bir sonraki yılın hesaplarını yapmaya başladı bile ; bir çok Galatasaraylı doğal olarak Fenerbahçe’nin şampiyonluğundansa Trabzon’un şampiyonluğunu tercih eder durumda. Ancak son yıllardaki istatistikler bu durumun pekte Galatasaraylı taraftarların lehine olmadığını gösteriyor. Bazen bu iki takım arasındaki ezeli rekabetin farklı özellikleri çıkabiliyor karşımıza.

Özellikle Galatasaray açısından bakıldığı zaman kötü geçen sezonlarda, Fenerbahçe şampiyon olamıyorsa bazı acı gerçekler halı altına süpürülüp günü kurtarma çalışmaları başlıyor. Fenerbahçe şampiyon olduğunda isa gerçekler halı atından kabartma desenleri oluşturuyor ve bu gerçeklerde başarıyı getiriyor sonuç olarak. Lafı fazla uzatmadan istatistiklere geçelim;

Şimdi isterseniz Galatasaray’ın Fenerbahçe’nin şampiyon olmadığı sezonların ardından kazandığı puanlara ve sıralamalarına bir bakalım;

Beşiktaş şampiyonluğu sonrası 1995-1996 4.Sıra 68 Puan

Beşiktaş şampiyonluğu sonrası 2003-2004 6.Sıra 54 Puan

Beşiktaş şampiyonluğu sonrası 2009-2010 3.Sıra 64 Puan

Bursapor şampiyonluğu sonrası 2010-2011 13.Sıra 33 Puan (27.haftada toplanan 33 puanın üzerine kalan bütün haftalar için 3 puan eklersek bir önceki en kötü puan 54’e ulaşılıyor.)

Hafta Başına Toplanan Ortalama Puan: 1.69

Bir de Fenerbahçe’nin şampiyonluklarının ardından toplanan puanlar ve sıralamalara bakalım..

1996-1997 Sezonu 82 puanla Şampiyon Galatasaray

2001-2002 Sezonu 78 puanla Şampiyon Galatasaray

2004-2005 Sezonu 76 puanla 3.Galatasaray

2005-2006 Sezonu 83 puanla Şampiyon Galatasaray

2007-2008 Sezonu 79 puanla Şampiyon Galatasaray

Hafta Başına Toplanan Ortalama Puan: 2.34

Sizce de bu istatistikler ilginç değil mi?